Boşanma Davası Evin Satılması

T.C.
YARGITAY
1. Hukuk Dairesi

E:2006/8764
K:2006/10972
T:09.11.2006

AİLE KONUTU
MUVAZAALI TEMLİK İDDİASI KARŞISINDA İZLENECEK YÖNTEM

Taşvnmaz malikinin açmış olduğu elatmanın önlenmesi davasında, taşınmazda oturan davalı kadının taşınmazın aile konutu olduğunu ve mevcut boşanma davasından dolayı dava konusu taşınmazın eşi tarafından muvazaalı olarak davacıya temlik edildiğini iddia etmesi karşısında; bir tarafta davacının mülkiyet hakkına değer verilecek, diğer tarafta da taşınmazın aile konutu olduğunun ve muvazaalı olarak davacıya temlik edildiği savunmasının irdelenmesi gerekecektir.
Bu durumda davalı kadına çekişmeli taşınmaz bakımından aile konutundan doğan haklarını kullanması ve bu yönde dava açması için önel verilmesi ve dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi gerekir.
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı Mustafa’dan 7.1.2005 tarihinde satın alarak kayden maliki olduğu 206 ada 40 parsel 4.kat 6 nolu dairenin, tahliye taahhüdüne rağmen, halen davalılar tarafından işgal edildiğini ileri sürüp; elat-manın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı Mustafa, çekişmeli taşınmazı davacıya sattığım, tahliye taahhüdünü süresinin sona ermesinden önce yerine getirdiğini ve evden ayrılmış olduğunu, halen dava konusu dairede, aralarındaki boşanma davası devam eden diğer davalı eşi Meryem’in oturduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı Meryem, davacı ve diğer davalı eşi Mustafa arasında muvazaalı temlik yapıldığını, dava konusu dairenin aile konutu olup, fuzuli şagil olmadığım beyan ederek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu dairenin aile konutuna özgülendiği ve Türk Medeni Kanununun 194/1 maddesi karşısında izinsiz devredilemeyeceği, tapu kaydında şerh bulunmasa dahi Türk Medeni Kanununun 2. maddesi gereğince bu niteliği taşıyan evin davacı tarafından iyiniyetle kazanıldığı sonucuna varılamayacağı; çekişmeli yerde davalı Meryem’in çocuklarıyla birlikte kaldığı, davalı Mustafa’nın ise boşanma davasıyla birlikte evi terk ettiği, ancak infak, iaşe ve bakım yükümlülüğünün devam ettiği gerekçesiyle; elatmanın önlenmesi davasının her iki davalı yönünden de reddine, ecrimisil bakımından ise.davalı Meryem hakkındaki davanın reddine, davalı Mustafa yönünden kısmen kabule karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sevinç Türközmen’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi, gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Dava, davacıya ait bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile elatmamn önlenmesi isteğinin reddine, belirlenen ecrimisilin davalı Mustafa’dan tahsiline karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden, çekişmeli kat mülkiyeti kurulu 40 parsel sayılı taşınmazdaki 6 numaralı bağımsız bölümü davacının, davalı Mustafa’dan satın alım yolu ile 7.1.2005 tarihinde edindiği, önceki malik Mustafa’nın Kadıköy 2. Noterliğinde düzenlenen belge ile bağımsız bölümü 10.4.2005 tarihinde boşaltmayı taahhüt ettiği, halen bu yerde davalı Meryem’in çocukları ile birlikte oturduğu ve adı geçen davalının, çekişmeli yerin aile konutu niteliği taşıdığı, eşi tarafından davacıya satışının muvazaalı olduğu yolunda savunma getirdiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve Türk Medeni Yasasının 683. maddesinde düzenlendiği üzere, bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırlan içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
Öte yandan, Türk Medeni Yasasının 194. maddesinde aile konutu ile ilgili hükümler getirilmiştir. 194. maddesinin gerekçesinde yapılan tanımlamadan da anlaşılacağı üzere aile konutu, eşlerin ve varsa çocuklarının bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşanüsına buna göre yön verdiği acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır.
Bu durumda, davacının mülkiyet hakkına değer verme yanında, davalının taşınmazın aile konutu olduğu ve davacıya muvazaalı biçimde temlik edildiği savunmasının irdelenmesinde zorunluluk vardır.
Hal böyle olunca, davalı Meryem’e, çekişmeli taşınmaz bakımından aile konutundan kaynaklanan haklarım kullanması ve bu yönde dava açması için önel verilmesi açıldığı taktirde sonucunun belirlenmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, mülkiyet hakkını bertaraf eder nitelikte yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 9.11.2006 tarihinde kararda oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.