Boşanma Davasında Kusurlu Taraf

T.C.
YARGITAY
2. Hukuk Dairesi

E:2005/736
K:2005/2815
T:24.02.2005

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm tazminat ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1- Boşanmaya neden olan olaylarda başka bir kadınla yaşayan birlik görevlerini yerine getirmeyen davacı koca tamamen kusurludur. Türk Medeni Kanununun 166/2-4 maddesi koşulları oluşmamıştır.
Türk Medeni Kanununun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kotuye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar icin korunmaya değer bır yararın kalmadıgı anlasılmalıdır. ( TMK.md.166/2 )
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda acıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma sebebi sayılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2- Davacının tazminat ve nafakalar yönunden temyizine gelince;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı kocanın başka kadınla olan gayri resmi ilişkisini kestiğini kanıtlayamamış olunmasına gore aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3- Bosanmanın eki niteliginde bulunan maddı ve manevi tazminatlar boşanma hükmünün kesinleşmesi ile muaccel hale gelir. Bu nedenle tazminatlara talep tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırı ise de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir. ( HUMK. md. 438/7 )
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen nedenlerle gerekçeli kararın 5. bendinin son paragrafındaki “talep tarihinden itibaren” kelimelerinin hükümden çıkarılmasına yerine “boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren” kelimelerinin yazılarak hükmün bu kısmının düzeltilmiş şekliyle diğer temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.02.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.