Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Düzenlenir

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

E:2007/13-191
K:2007/167
T:28.03.2007

Özet
Merci tayini kararları kesin olup, aleyhine karar düzeltme yoluna gidilemez. Bu karar davaya daha sonra bakacak yerel mahkemeleri olduğu gibi Yargıtay Dairelerini de bağlar. Hal böyle olunca, yerel mahkemenin merci tayini kararından sonra artık Yargıtay’ın göreve ilişkin bozma yapamayacağı yönündeki direnme kararı doğrudur.

1086 s. Yasa m. 25
4787 s. Yasa m. 4

Taraflar arasındaki katkı payı nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 20.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.3.2006 gün ve 2005/683 E. 2006/1 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 6.11.2006 gün ve 9538-14407 sayılı ilamı ile, (..Davacı, davalı ile boşanma davasının derdest olduğunu, evlilik birliği içinde edinilen ev ve dairenin bedelinden 20.000 YTL.katkı bedelinin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, toplam 12.090 YTL. katkı bedelinin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı, evlilik birliği sırasında edinilen ev ve araç bedelinden kendisinin katkı tutarını bu dava ile talep etmiş ve dosyadaki bilgi ve belgelerden 4.4.2002 tarihinde tarafların boşanmalarına karar verildiği ve bu kararın 17.7.2003 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki evlilik birliğinin dava tarihi itibariyle sürdüğü ve açılan davanın bu niteliği itibariyle evlilik birliği içinde edinilmiş malların tasfiyesine yönelik olduğu anlaşıldığından davaya bakmakla görevli olan mahkeme Aile Mahkemesidir.
Görevle ilgili hususlar resen gözetileceğinden; mahkemece Aile Mahkemesinin görevli olduğuna bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası incelenip, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı, davalı ile evli olduklarını, davalının açtığı dava sonunda 4.4.2002 tarihinde boşanmalarına karar verildiğini, evlilik birliği içinde edindikleri evin 44.000.000.000 TL. değerinde; arabanın ise 4.000.000.000 TL. değerinde olduğunu; davacıya düşen yarı payın yani toplam 24.000.000.000 TL. nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının yarı payını istediği ev ve arabanın alınmasında davacının katkısı olmadığını; bu malların ortak tasarrufla değil, davalının kendi kazancıyla alındığını; davacının ev kadını olup, hayatı boyunca hiçbir işte çalışmadığını, davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.
Yerel mahkemece, davanın evlilik birliğinin devamı sırasında edinilen mallardan, boşandıktan sonra davacının katkı payı istemesi nedeniyle açılan tazminat davası olduğu, bu tür dava ve işlerin, Aile Mahkemesinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair 4787 sayılı Yasanın 4.maddesi ile geçici 1.maddesi gereğince Aile Mahkemesi görevi kapsamına girdiği anlaşıldığından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; dosya Aile Mahkemesine intikal etmiştir.
Aile Mahkemesince, dava konusu ev ve arabanın 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun yürürlük tarihinden önce edinilmiş olmaları nedeniyle davaya konu uyuşmazlığın genel mahkemede (Asliye Hukuk Mahkemesinde) çözümlenmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilmiştir.
Asliye Hukuk ve Aile Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi üzerine, dosya yargı yerinin belirlenmesi için Yargıtay 20.Hukuk Dairesine gönderilmiş, anılan Dairece davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp, sonuçlandırılması gerektiğine karar verilmiştir.
Merci tayini kararı ile dosya kendisine intikal eden Asliye Hukuk Mahkemesince davanın esasına girilerek, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin olarak kurulan hüküm; Özel Dairece görev yönünden bozulmuş, mahkemece merci tayini kararından sonra görev bakımından bozma kararı verilemeyeceği gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25.maddesinde aynen … Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin yargısal sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edildiği takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtay’a başvurulur.
İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtay’ca belirlenir.
Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtay’ca verilen merci tayini kararları ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar denilmektedir.
Buna göre; iki mahkemenin aynı dava hakkında ayrı ayrı görevsizlik kararı vermiş olmaları ve bu görevsizlik kararlarının temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması halinde, iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmalığı çıkmış olur. Bu durumda uyuşmazlığın giderilmesi için merci tayini yoluna başvurulur.
Buradaki görev uyuşmazlığı adli yargıya dahil adliye mahkemeleri arasındadır. Adliye mahkemeleri ile diğer yargı kollarındaki mahkemeler, örneğin idare mahkemeleri arasındaki uyuşmazlık, teknik anlamda bir görev uyuşmazlığı olmayıp, yargı yolu uyuşmazlığıdır. Bu yargı yolu uyuşmazlığı bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay tarafından değil, Uyuşmazlık Mahkemesince çözümlenir.
Bir mahkemenin verdiği görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ise, bu görevsizlik kararı, dosyanın gönderildiği mahkemeyi bağlamaz.
Bu mahkeme de kendisinin görevli olmadığına ve ilk mahkemenin görevli olduğuna karar verebilir. İkinci görevsizlik kararı da temyiz edilmeksizin kesinleşirse, hukuk mahkemeleri yönünden görevli mahkeme merci tayini yolu ile (bölge adliye mahkemeleri henüz kurulmadığından) Yargıtay 20.Hukuk Dairesi tarafından kesin olarak belirlenir. Bu yargı yeri belirlenmesi kararı davaya daha sonra bakacak olan tüm mahkemeleri bağlar.
Buna karşılık, ikinci görevsizlik kararına karşı temyiz yoluna başvurulmuş ve Yargıtay ikinci görevsizlik kararını onamış ise, ikinci görevsizlik kararında görevli olarak gösterilen mahkeme bu kararla bağlıdır.
İkinci halde yani sonraki mahkemenin verdiği görevsizlik kararının Yargıtay’ca bozulması ve ikinci mahkemenin bu bozmaya uyması halinde bu mahkeme davayı görmeye devam eder. Yani artık görevsizlik kararı veremez. (Prof.Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.Baskı 2001. C.1 s.659 vd.)
Somut olayda, dava Asliye Hukuk Mahkemesine açılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince 4787 sayılı Kanun uyarınca Aile Mahkemesi kurulduğundan ve davaya bakma görevi Aile Mahkemesine ait olduğundan görevsizlik kararı verilerek dosyanın Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Aile Mahkemesince, <davaya konu eşyaların edinme tarihinin 1.1.2002 tarihinden önce olduğu ve bu durumda davaya genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması gerektiği> gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Bu ikinci görevsizlik kararı da temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ve dosya yargı yerinin belirlenmesi amacı ile, Yargıtay 20.Hukuk Dairesine gönderilmiştir. 20.Hukuk Dairesi Aile Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararını doğru bularak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğine karar vermiştir.
Merci tayini kararı ile dosya kendisine intikal eden Asliye Hukuk Mahkemesi davanın esasına girerek davayı sonuçlandırmıştır. Kararın temyizi üzere dosya Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin önüne gelmiştir. 13.Hukuk Dairesince daha önce merci tayini kararı olmasına rağmen, davaya bakma görevinin Aile Mahkemesinin olduğu belirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı görev yönünden bozulmuş, Asliye Hukuk mahkemesi ise, merci tayini kararından sonra görev yönünden bozma yapılamayacağı, merci tayini kararının bağlayıcı olduğu gerekçesi ile ilk hükmünde direnmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere merci tayini kararları kesin olup, aleyhine karar düzeltme yoluna gidilemez. Bu karar davaya daha sonra bakacak yerel mahkemeleri olduğu gibi Yargıtay Dairelerini de bağlar. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10.6.1942 gün ve 1942/26-16 sayılı ilamı) Hal böyle olunca, yerel mahkemenin merci tayini kararından sonra artık Yargıtay’ın göreve ilişkin bozma yapamayacağı yönündeki direnme kararı doğrudur. Hukuk Genel Kurulu’nun 22.11.2006 gün ve 2006/13-742 E. 743 sayılı kararı da bu görüşü doğrulamaktadır.
Bununla birlikte işin esasına yönelik davalı vekilinin temyiz itirazları Özel dairece incelenmediğinden, dosyanın Dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemenin göreve ilişkin direnme kararı doğru olmakla birlikte, işin esasına yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 13.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.
T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

E:2007/13-191
K:2007/167
T:28.03.2007

Özet
Merci tayini kararları kesin olup, aleyhine karar düzeltme yoluna gidilemez. Bu karar davaya daha sonra bakacak yerel mahkemeleri olduğu gibi Yargıtay Dairelerini de bağlar. Hal böyle olunca, yerel mahkemenin merci tayini kararından sonra artık Yargıtay’ın göreve ilişkin bozma yapamayacağı yönündeki direnme kararı doğrudur.

1086 s. Yasa m. 25
4787 s. Yasa m. 4

Taraflar arasındaki katkı payı nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 20.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.3.2006 gün ve 2005/683 E. 2006/1 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 6.11.2006 gün ve 9538-14407 sayılı ilamı ile, (..Davacı, davalı ile boşanma davasının derdest olduğunu, evlilik birliği içinde edinilen ev ve dairenin bedelinden 20.000 YTL.katkı bedelinin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, toplam 12.090 YTL. katkı bedelinin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı, evlilik birliği sırasında edinilen ev ve araç bedelinden kendisinin katkı tutarını bu dava ile talep etmiş ve dosyadaki bilgi ve belgelerden 4.4.2002 tarihinde tarafların boşanmalarına karar verildiği ve bu kararın 17.7.2003 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki evlilik birliğinin dava tarihi itibariyle sürdüğü ve açılan davanın bu niteliği itibariyle evlilik birliği içinde edinilmiş malların tasfiyesine yönelik olduğu anlaşıldığından davaya bakmakla görevli olan mahkeme Aile Mahkemesidir.
Görevle ilgili hususlar resen gözetileceğinden; mahkemece Aile Mahkemesinin görevli olduğuna bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası incelenip, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı, davalı ile evli olduklarını, davalının açtığı dava sonunda 4.4.2002 tarihinde boşanmalarına karar verildiğini, evlilik birliği içinde edindikleri evin 44.000.000.000 TL. değerinde; arabanın ise 4.000.000.000 TL. değerinde olduğunu; davacıya düşen yarı payın yani toplam 24.000.000.000 TL. nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının yarı payını istediği ev ve arabanın alınmasında davacının katkısı olmadığını; bu malların ortak tasarrufla değil, davalının kendi kazancıyla alındığını; davacının ev kadını olup, hayatı boyunca hiçbir işte çalışmadığını, davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.
Yerel mahkemece, davanın evlilik birliğinin devamı sırasında edinilen mallardan, boşandıktan sonra davacının katkı payı istemesi nedeniyle açılan tazminat davası olduğu, bu tür dava ve işlerin, Aile Mahkemesinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair 4787 sayılı Yasanın 4.maddesi ile geçici 1.maddesi gereğince Aile Mahkemesi görevi kapsamına girdiği anlaşıldığından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; dosya Aile Mahkemesine intikal etmiştir.
Aile Mahkemesince, dava konusu ev ve arabanın 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun yürürlük tarihinden önce edinilmiş olmaları nedeniyle davaya konu uyuşmazlığın genel mahkemede (Asliye Hukuk Mahkemesinde) çözümlenmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilmiştir.
Asliye Hukuk ve Aile Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi üzerine, dosya yargı yerinin belirlenmesi için Yargıtay 20.Hukuk Dairesine gönderilmiş, anılan Dairece davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp, sonuçlandırılması gerektiğine karar verilmiştir.
Merci tayini kararı ile dosya kendisine intikal eden Asliye Hukuk Mahkemesince davanın esasına girilerek, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin olarak kurulan hüküm; Özel Dairece görev yönünden bozulmuş, mahkemece merci tayini kararından sonra görev bakımından bozma kararı verilemeyeceği gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25.maddesinde aynen … Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin yargısal sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edildiği takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtay’a başvurulur.
İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtay’ca belirlenir.
Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtay’ca verilen merci tayini kararları ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar denilmektedir.
Buna göre; iki mahkemenin aynı dava hakkında ayrı ayrı görevsizlik kararı vermiş olmaları ve bu görevsizlik kararlarının temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması halinde, iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmalığı çıkmış olur. Bu durumda uyuşmazlığın giderilmesi için merci tayini yoluna başvurulur.
Buradaki görev uyuşmazlığı adli yargıya dahil adliye mahkemeleri arasındadır. Adliye mahkemeleri ile diğer yargı kollarındaki mahkemeler, örneğin idare mahkemeleri arasındaki uyuşmazlık, teknik anlamda bir görev uyuşmazlığı olmayıp, yargı yolu uyuşmazlığıdır. Bu yargı yolu uyuşmazlığı bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay tarafından değil, Uyuşmazlık Mahkemesince çözümlenir.
Bir mahkemenin verdiği görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ise, bu görevsizlik kararı, dosyanın gönderildiği mahkemeyi bağlamaz.
Bu mahkeme de kendisinin görevli olmadığına ve ilk mahkemenin görevli olduğuna karar verebilir. İkinci görevsizlik kararı da temyiz edilmeksizin kesinleşirse, hukuk mahkemeleri yönünden görevli mahkeme merci tayini yolu ile (bölge adliye mahkemeleri henüz kurulmadığından) Yargıtay 20.Hukuk Dairesi tarafından kesin olarak belirlenir. Bu yargı yeri belirlenmesi kararı davaya daha sonra bakacak olan tüm mahkemeleri bağlar.
Buna karşılık, ikinci görevsizlik kararına karşı temyiz yoluna başvurulmuş ve Yargıtay ikinci görevsizlik kararını onamış ise, ikinci görevsizlik kararında görevli olarak gösterilen mahkeme bu kararla bağlıdır.
İkinci halde yani sonraki mahkemenin verdiği görevsizlik kararının Yargıtay’ca bozulması ve ikinci mahkemenin bu bozmaya uyması halinde bu mahkeme davayı görmeye devam eder. Yani artık görevsizlik kararı veremez. (Prof.Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.Baskı 2001. C.1 s.659 vd.)
Somut olayda, dava Asliye Hukuk Mahkemesine açılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince 4787 sayılı Kanun uyarınca Aile Mahkemesi kurulduğundan ve davaya bakma görevi Aile Mahkemesine ait olduğundan görevsizlik kararı verilerek dosyanın Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Aile Mahkemesince, <davaya konu eşyaların edinme tarihinin 1.1.2002 tarihinden önce olduğu ve bu durumda davaya genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması gerektiği> gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Bu ikinci görevsizlik kararı da temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ve dosya yargı yerinin belirlenmesi amacı ile, Yargıtay 20.Hukuk Dairesine gönderilmiştir. 20.Hukuk Dairesi Aile Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararını doğru bularak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğine karar vermiştir.
Merci tayini kararı ile dosya kendisine intikal eden Asliye Hukuk Mahkemesi davanın esasına girerek davayı sonuçlandırmıştır. Kararın temyizi üzere dosya Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin önüne gelmiştir. 13.Hukuk Dairesince daha önce merci tayini kararı olmasına rağmen, davaya bakma görevinin Aile Mahkemesinin olduğu belirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı görev yönünden bozulmuş, Asliye Hukuk mahkemesi ise, merci tayini kararından sonra görev yönünden bozma yapılamayacağı, merci tayini kararının bağlayıcı olduğu gerekçesi ile ilk hükmünde direnmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere merci tayini kararları kesin olup, aleyhine karar düzeltme yoluna gidilemez. Bu karar davaya daha sonra bakacak yerel mahkemeleri olduğu gibi Yargıtay Dairelerini de bağlar. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10.6.1942 gün ve 1942/26-16 sayılı ilamı) Hal böyle olunca, yerel mahkemenin merci tayini kararından sonra artık Yargıtay’ın göreve ilişkin bozma yapamayacağı yönündeki direnme kararı doğrudur. Hukuk Genel Kurulu’nun 22.11.2006 gün ve 2006/13-742 E. 743 sayılı kararı da bu görüşü doğrulamaktadır.
Bununla birlikte işin esasına yönelik davalı vekilinin temyiz itirazları Özel dairece incelenmediğinden, dosyanın Dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemenin göreve ilişkin direnme kararı doğru olmakla birlikte, işin esasına yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 13.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.